Arkadaşına Yolla Yorum Yolla

2004-09-06 - 17:13:00

Vicdani ve Total Retçilerin 'pilav günü'

[Sesonline] ANKARA- Dün, Ankara Sıhhıye'deki Orduevi'nin yanında bulunan Danıştay Parkı'nda "Vicdani Retçiler ve Total Retçiler Pilav Günü" etkinliğinde buluştu.

İstanbul'dan gelen bir otobüs dolusu eylemcinin yanında Ankara, İzmir,İzmit, Denizli, İskenderun, Almanya, İsrail ve Slovenya'dan da eyleme katılanlar oldu. Zonguldak'tan eyleme katılmak amacıyla yola çıkan iki kişi trafik kazası geçirdi. Bir süre
hastanede tedavi gören yaralılar vücutlarında
çeşitli yaralar ve kırıklar olduğu halde hastaneden
taburcu edildi.

Saat: 11.00 sıralarında Ankara Tren Garı'nda buluşan grup plois engeline rağmen, Danıştay Parkı'nda
açıklama yapma olanağı buldu. Polis kordonu altında retçilerden Mehmet Tarhan basın açıklaması metnini okudu.

"Vicdani Retçiler ve Total Retçiler Pilav Günü"
pankartının açılmasına önce izin verilmedi. Ancak bunun
yalnızca etkinliğin duyurusu olduğunu belirten
retçiler, pankartı açık tutmayı başardı.
Etkinlikte, et suyuyla yapılan pilavın vejetaryen retçiler tarafından yenmediği gözlendi.

Eylemde okunan açıklamalar şunlar:




PİLAVDAN DÖNENİN KAŞIĞI KIRILSIN!

Vicdani retçileri ve total retçileri sırf “ölme ve öldürme“ eğitimine,askerliğe ve bu eğitim gibi yaşamın her alanında emir komuta zinciri altında yaşamaya “hayır!” dedikleri için ağır bedeller bekliyor:

* “Türk Silahlı Kuvvetleri’ni tahkir ve tezyif yoluyla milli mukavemeti kırmak”, “halkı askerlikten soğutmak” suçlarından eskiden askeri mahkemelerde, simdi de sivil mahkemelerde yargılanarak 2 yıla kadar hapis
cezası bu bedellerden birisi. Yeni TCK tasarısı ile bu cezanın 7 yıla çıkarılması planlanıyor.

* Ayrıca “emre itaatsizlik” ve “emre itaatsizlıkte ısrar” suçlarından birlik-askeri mahkeme-askeri cezaevi üçgeni içinde oluşabilecek kısır
döngü sonucu ömür boyu hapis riskini, askeri cezaevindeki ya da askeri birlikteki dayak ve işkence ihtimallerini unutmamak gerek.

* Seyahat, çalışma, işe girme, eğitim gibi hakların kullanımında en büyük engel militarizmdir. Sadece askerlik ile ilgili “problemi olmayan“ kişilere verilen pasaport yüzünden pratikte yurt dışına çıkış yasağı; iş başvurularında istenen “askerliği bitirmiş” olma şartı yüzünden işsizlik -dolayısıyla ekonomik zorluklar-; toplumun, ailenin ve yakın çevrenin
dayanılmaz baskısı ve dışlanma; dertlerini anlatmaya çalıştığında sansür gibi “yan etkiler” de cabası...

Dünya; henüz “2. Dünya Savaşı” adı verilen kitlesel katliamın üzerinden 50 yıl dahi geçmeden üçüncüsüne niyetleniyor. Yaşadığımız coğrafya da dahil,
tüm dünyada hüküm süren savaşlar, bedellerini halklara ve tüm ekosisteme ödetiyor. Bombalar insan bedenlerini parçalıyor, kulaklar “hatıra” diye kesiliyor, insanlara “bok” yediriliyor. Tüm yaşananlar; İsrail’in mülteci kamplarını bombalaması ya da İsrail’deki intihar saldırıları, Irak'ın işgali, Rusya’daki okul baskını ya da, Rusya’nın katliamları,
insansızlaştırılmış Güneydoğu Anadolu köyleri; bize barışın militarizme bırakılamayacağını gösteriyor.

Bilim ve ekonomi savaş düzeni için çalışıyor. Bilim insanları yeni teknolojilerle daha yok edici silahlar üretiyor. Dünya üzerindeki kaynakların büyük bölümü kitlesel ölümleri sağlayan silahlara ve ordulara
harcanıyor.

Fikirlerimizi toplumun bilmesini ve tartışmasını istiyoruz ama basının bilinçli bir sansür politikası var. Sözlerimizi ve eylemlerimizi görmezden
geliyorlar. Kadınları, eşcinselleri, sadece etnik kökeni yüzünden baskıya uğrayanları, F Tipi işkencelerini, tüm haksızlıklara uğrayanları,
savaşlarda yaşananları ve savaş karşıtlarını görmedikleri, yok saydıkları gibi…

Korkularımıza, kırılan umutlarımıza rağmen göze alıyoruz, kaçmıyoruz ve burada, Sıhhiye Orduevi’nin; bizleri asker yapmakla kendilerini yükümlü
sayan kurumun bir sosyal tesisinin önünde kendi “sosyal” etkinliğimizi yapıyoruz.

Militarizmin tahribat yarattığını, cinsiyetçilikten ve ayrımcılıktan, şehit edebiyatından, tecavüzlerden, yok edişlerden beslendiğini; savaşlarda kazanan tek tarafın silah tüccarları olduğunu biliyor ve
görüyoruz. Bu yüzden savaşların tarafı değil, karşısında olacağımızı; kadınlar, engelliler, çocuklar gibi savaşın asıl mağdurlarının; yani hiçbirimizin savaşın ucuz işçisi yapılmasına izin vermeyeceğimizi bir kez de burada ilan ediyoruz.

Hiç kimsenin askeri olmayacağız!

Antimilitaristler, total retçiler ve vicdani retçiler.

***

İzmir'den beş fiziksel engelli adına okunan ret açıklaması

Uzun bir süredir fiziksel engelli insanlar üzerinden çok çirkin bir propoganda sürüp gitmektedir. Bu propoganda, savaş severliğin, silah severliğin sempatik hale getirme propogandasıdır. Bu tutuma karşı,
fiziksel engelli insanların düşünsel engel taşımıyorlarsa tavır koymaları son derece önemli ve anlamlıdır.

Yaşadığımız ülkede çok büyük bir askerlik ve silahlanma dalgası söz konusu iken, üstelikte fiziksel engelli insanların bir günlükte olsa sembolik
olarak askerlik yapma eğilimini temsil etmeleri, bizi savaşa ölüme sürükleyen, tarih boyunca ganimetçilik yapmış militaristlerin sevinçlerini körüklerken buna övgü sunan medyanında çabasıyla engelli insanların
üzerinden duygusal bir sömürü malzemesi yaratılmak istenmektedir.

Bizler, engelli insanların bu savaş yanlısı askerlik propogandasının kesinlikle dışında olmak gerekliliğini vurgulamak istiyoruz. Zira savaş engelli insanların var olmasına asla anlam kazandırmaz. Aksine, fiziksel
engellilerin en büyük nedeni savaşlardır. Bu nedenledir ki, fiziksel engel üreten savaşlara karşı durmak, zorunlu askerliğe hayır demek öncelikle en
derin problemleri yaşayan fiziksel engellilerin görevidir. Fiziksel engelli insanlar silahlı kuvvetlerin propogandasına alet olamazlar. Bu
bilinçle bir günlük askerlik olgusunu tamamiyle reddediyor ve her türden silahlanma anlayışına karşı çıkıyoruz.

Bizim hayatımız asla silahların gölgesinde tüketilebilir hayatlar olamaz. Bütün insani ve vicdani duyarlılıklarımızı ortaya koyarak medyanın,
kendisine sakat dernekleri adını veren bir takım çevrelerin bir günlük askerlik saçmalığına karşı kendi tavrımızı özgürce ifade ederek, bu tür tutumların asla yanında olmadığımızı ve her duyarlı bireylerin, fiziksel engel taşısın yada taşımasın böylesi yöntemleri lanetlemesi gerektiğini düşünüyor ve bunu yapanlara karşı en derin hislerimizle asla yanyana
olmadığımızı belirtmek istiyoruz.

Tarih boyunca savaşların ve silahların egemenliği ile üzerimizde yönetim oluşturduğunu düşünenlere ve her türlü medyayı kendilerine alet yapanlara
söyleyebileceğimiz en anlamlı söz, bizi ve insanlığı hiç bir iğrençliğinize alet edemezsiniz. Sizler ölümü dağıttıkça, bizlerde evrene hayat saçmaya devam edicez. Sizler ölüm kadarken bizler yaşam kadar varız.
Her türden askerliğe, savaşa, saldırıya hayır diyerek, bu ucuz propogandanızı dikkate almadığımızı, bir günlük değil bir anlık bile silahların savaşların aleti olmayacağımızı haykırıyoruz. Bütün silahlı
güçler ve medya bu kirli propogandanın esiri olmadığımızı bilmelidirler. Fiziksel engelli olmak, düşünsel engellerin dışında kalmak insanlık
onurundan ve erdemden yana olmak, bütün kirli oyunların, savaş makinalarının, güce tapıcılığın, üstesinden gelmeyi gerektirir. Sizler
orada oldukça, bizlerde burada olacağız, sizlerin hiç bir yönteminizi ve de hiç bir yaklaşımınızı dikkate almıyoruz. Özgür ve adil bambaşka bir hayatın mümkün olduğunu düşünüyoruz ve bu düşünce bizi yaşatan evreni var eden düşüncenin ta kendisidir. Silahlarınızı ve saldırılarınızı tamamiyle redderek bu şekilde yapılan bütün aşağılama çabalarına hala dimdik bir
şekilde var olduğumuzu haykırmak istiyoruz. Bu mücadele hep sürecek. Tarih boyunca olduğu gibi...

Bir günlük fiziksel engelli.

İzmir.
Ömer Sezer
İmdat Şanlı
İsmail Sabancı
Salih Arıkan
Hasan Akyürek

SESONLINE




» » Sesonline.net 'i Facebook'ta takip etmek için tıklayınız
» » Sesonline.net 'i Twitter'da takip etmek için tıklayınız

Arkadaşına Yolla Yorum Yolla