Arkadaşına Yolla Yorum Yolla

2005-10-16 - 19:21:00

Harold Pinter: 'Amerikan yönetimi kana susamış bir vahşi hayvan'

Bu yılın başlarında çok ciddi bir kanser ameliyatı geçirdim. Ameliyat ve sonrası kâbus gibiydi. Kendimi derin, karanlık, sonsuz bir okyanusta batıp çıkan, yüzmekten aciz bir insan gibi hissettim. Ama boğulmadım ve yaşadığım için çok mutluyum.

Ne var ki kişisel bir kâbustan çıkmanın, her yere sınırsızca yayılmış ortak bir kâbusa dahil olmak anlamına geldiğini gördüm –Amerikan histerisinin, cehaletinin, küstahlığının, aptallığının ve saldırganlığının kâbusu; dünyanın gördüğü en güçlü ulusun, dünyanın geri kalanına karşı fiilen savaş ilan edişi.
Başkan George W. Bush, "Ya bizden yana olursunuz ya da bizi karşınızda bulursunuz,” dedi. Ayrıca şunu da söyledi: “Dünyanın en tehlikeli silahlarının dünyanın en tehlikeli liderlerinin ellerinde kalmasına izin vermeyeceğiz.” Çok haklı. Aynaya bak ahbap. İşte o sensin.
Amerika şu anda ileri “kitle imha silahı” sistemleri geliştiriyor ve bunları uygun gördüğü yerde kullanmaya hazır. Dünyanın geri kalanının toplamından daha fazla silaha sahip. Kendi fabrikalarında denetim yapılmasına izin vermeyi reddederek, kendini biyolojik ve kimyasal silahlar konusundaki uluslararası anlaşmalardan muaf tuttu. Halka yönelik açıklamaların ve sürdürülen faaliyetin arkasındaki ikiyüzlülük neredeyse şaka gibi.
Amerika, bir tek New York’taki 3 bin ölümün, önem taşıyan, dikkate alınması gereken ölümler olduğuna inanıyor. Söz konusu olan Amerikalıların ölümleri. Diğer ölümler, gerçekdışı, soyut ve önemsiz.
Afganistan’daki 3 bin ölümden asla söz edilmiyor. Amerikan ve İngiliz yaptırımları nedeniyle zaruri ilaçlardan yoksun kalarak ölen yüzbinlerce Iraklı çocuktan asla söz edilmiyor.
Körfez Savaşı sırasında Amerika tarafından kullanılan seyreltilmiş uranyumun etkilerinden asla söz edilmiyor. Irak’taki radyasyon seviyeleri dehşet verici derecede yüksek. Bebekler, beyin, göz ya da üreme organından yoksun olarak dünyaya geliyor. Kulakları, ağızları ya da rektumları varsa da, bu deliklerden dışarı kanlar akıyor.
1975’te, Doğu Timor’da Endonezya hükumeti tarafından gerçekleştirilen ama Amerika’nın telkin edip desteklediği 200 bin ölümden asla söz edilmiyor. Guatemala, Şili, El Salvador, Nikaragua, Uruguay, Arjantin ve Haiti’deki, Amerika tarafından desteklenen ve sübvanse edilen askeri harekatlarda meydana gelen 500 bin ölümden asla söz edilmiyor.
Vietnam, Laos ve Kamboçya’daki milyonlarca ölümden artık söz edilmiyor. Dünyadaki kargaşanın ana nedenlerinden biri olan, Filistin halkının içinde bulunduğu çaresiz durumdan hemen hemen hiç söz edilmiyor.
İşe bakın ki şimdiki zaman nasıl da yanlış değerlendiriliyor ve tarih nasıl da yanlış yorumlanıyor. İnsanlar unutmaz. İnsanlar yakınlarının ölümünü unutmazlar, işkenceyi ve sakat bırakmayı unutmazlar, zalimliği unutmazlar, baskı ve şiddeti unutmazlar, güçlülerin terörünü unutmazlar. Unutmamakla kalmazlar: İntikam da alırlar.
New York’taki gaddarlık, öngörülebilir ve kaçınılmazdı. Yıllar boyunca, dünyanın dört bir yanında Amerika tarafından uygulanan sürekli ve sistematik devlet terörizmine karşı bir misillemeydi.
İngiltere’de halk, şimdilerde potansiyel terörist eylemlere hazırlık bağlamında ‘ihtiyatlı’ olmaları konusunda uyarılıyor. Kullanılan dil kendi içinde mantık dışı. Kamuoyunun ihtiyatlılığı nasıl somutlaştırılacak –ya da somutlaştırılabilir? Zehirli gazlardan etkilenmemek için ağzınıza bir eşarp bağlayarak mı?
Ancak, başbakanımızın aşağılık ve yüz kızartıcı biçimde Amerika’ya kaçınılmaz sonucu olarak terörist saldırılar yaşanması gayet muhtemel. Nitekim, zehirli gazlarla Londra metrosuna yapılacak bir terörist saldırı geçenlerde engellendi.
Ama böylesi bir eylemin gerçekten meydana gelmesi mümkün. Her gün binlerce öğrenci metroyla yolculuk ediyor. Eğer onların ölümüne yol açacak bir zehirli gaz saldırısı olursa, bunun sorumluluğu tamamen başbakanımızın omuzlarında olacak. Söylemeye bile gerek yok ki, başbakanın kendisi metroyla yolculuk etmiyor.
Irak’a açılması planlanan savaş, aslında binlerce sivilin, sözüm ona onları kendi diktatörlerinden kurtarmak için, önceden tasarlanarak öldürülmesi planıdır.
Amerika ve İngiltere, ancak dünya çapında şiddetin artışına ve nihayet felakete çıkabilecek bir rota izliyor. Ne var ki, Amerika’nın Irak’a saldırmak için yanıp tutuştuğu aşikâr.
Bunu, hem Irak petrolünün kontrolünü ele geçirmek için hem de şu anki Amerikan yönetimi, kana susamış bir vahşi hayvan olduğu için yapacaklarına inanıyorum. Lügatlerinde bir tek bombalar var. Biliyoruz ki, pek çok Amerikalı kendi hükumetlerinin tutumundan dolayı dehşete düşmüş durumda ama ellerinden bir şey gelmiyor.
Eğer Avrupa, Amerikan gücüne meydan okuyup direnecek dayanışma, yetenek, cesaret ve isteği bulamazsa, Alexander Herzen’in dediklerini hak etmiş olacak –“Biz doktor değiliz. Biz hastalığın ta kendisiyiz ".

» Bu makale, Harold Pinter’ın, kendisine Turin Üniversitesi’nde fahri doktorluk payesi verilirken yaptığı konuşmadan alınmıştır © Harold Pinter 2002

* KAYNAK-zmag.org

» Pinter, "2005 Nobel Edebiyat Ödülü"nü kazandı

Çeviren: Filiz Ülgüt

» Sesonline'ın notu: (Başlıktaki ve metin içindeki benzetmeden ötürü yayıncı olarak hayvanlardan ve Hayvan Hakları savunucularından özür dileriz...)

SESONLINE


Arkadaşına Yolla Yorum Yolla