Arkadaşına Yolla Yorum Yolla

2005-11-06 - 10:15:00

Deri elbiseliler?!

[Sesonline] Pati, bu haftaki köşesinde, Hürriyet Gazetesi'nde Ertuğrul Özkök'ün yazdığı "Deri elbiseli ünlüler" yazısını ele alıyor. Deri giyinmeyi özendirdiği için de Sn.Özkök'ü eleştiriyor tabii...

DERİ ELBİSELİLER

"Dünya Yalnız Bizim Değil" sayfasında da, mütevazi köşemizde de kürkü için, derisi için öldürülen, acı çektirilen hayvanlardan sıkça söz etmiş, kürk ve deri kullanımından vaz geçilmesi yönünde elimizden geldiğince çaba göstermiştik. Bu yönde çaba gösterenlere de hep destek olmuştuk. Bu tutumumuzu sürdürüyoruz elbette. Geçenlerde, (3 Kasım 2005) Hürriyet Gazetesi’nde Sn. Ertuğrul Özkök “Deri elbiseli ünlüler” başlıklı bir yazı yayınladı. Sn. Özkök’ün yazısına göre; Türkiye’nin tanınmış bazı işadamları, sanatçıları, sporcuları ve köşe yazarları geçtiğimiz günlerde özel bir mektup almışlar. Mektupta şöyle deniyormuş: “Size ihtiyacımız var. Paranıza, zamanınıza değil... Bu halk üzerindeki etkinize ihtiyacımız var.” Ertuğrul Özkök, bu mektubun kimlere gittiğinin ipuçlarını da vermiş yazısında. Sertab Erener, Ajda Pekkan, Nil Karaibrahimgil, Sanem Çelik, Kenan Doğulu, Ata Demirer, Ercan Saatçi, Burhan Öcal. İşadamlarından; Hüsnü Özyeğin, İshak Alaton, Güler Sabancı, Cem Boyner. Siyasetçilerden; Kürşad Tüzmen. Sporculardan; Fatih Terim, Emre Belözoğlu. Köşe yazarlarından; Ayşe Arman, Hıncal Uluç ve Ahmet Altan… Yazıdan öğrendiğimize göre, deri eşya üreten firmalar bir araya gelerek “Deri Tanıtım Grubu” adında bir platfrom kurmuşlar. Platform, adları belirtilen ünlülerden, “manken olmalarını” istiyormuş. Deri elbiseler, ceketler giyecekler ve fotografları çekilecekmiş. Bu fotograflar eşliğinde de deri tüketimini özendirecek reklamlar yapacaklarmış. Sn. Özkök’ün yazısında vurgulandığına göre de; nasıl Rusya denince votka ve havyar. İsviçre’nin saat ve çikolatası. İtalya denince ayakkabı ve pizza. Küba denince puro akla geliyorsa; Türkiye denince de akla “deri”nin gelmesi hedefleniyormuş… Sn. Özkök, yazısını son günlerde gündeme oturan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bir sözüne nazire yaparak bitirmeyi de ihmal etmemiş: “Görüyorsunuz, ‘pazarlama’ ille de bir ülkeyi satmak anlamına gelmiyor…”

İTİRAZIMIZ VAR!
Bu yazıya ve tanıtıma itirazımız var tabii. Şöyle denebilir belki. Deriler zaten etleri için kesilen hayvanlardan elde edilmiyor mu? Aslında bu, deri hakkındaki çok yaygın bir yanlış kanı. PETA’nın (People For The Ethical Treatment of Animals / Hayvanlara Etik Muamele İçin Mücadele Edenler Birliği) verilerine bir göz atalım. Deri, hayvan sanayiindeki basit bir yan ürün değil. Sektördeki veriler şunu gösteriyor ki, hayvanların derisi “et sektörünün ekonomik açıdan en önemli yan ürünü” konumunda. Örneğin, ineklerin süt üretimi düştüğünde, hem onların hem de yavrularının derileri kullanılır. Deri ve et talebinin düşmesi, sınai çiftliklerde acı çeken ve öldürülen hayvanların sayısının azalmasını sağlayacaktır. Deriye karşılık o kadar çok varken neden gereksiz bir zulmü destekleyelim? Üstelik deri üretimi çevreye de çok zarar veriyor…
Deri üreticileri ürünlerini “çevre dostu” olarak pazarlıyorlar hep. Ama deri üretimi çevreye zarar veriyor elbette. Tabaklama işlemi derinin biyolojik olarak çözünmesini engelliyormuş. Üstelik, hayvanların derileri mineral tuzlar, formaldehit, kömür katranı türevleri, çeşitli yağlar, boyalar ve siyanür bazlı cilalar gibi zararlı birtakım maddeler aracılığıyla, kullandığımız deriye dönüştürülüyormuş. Bu zehirli maddelerin yanı sıra tabaklama işleminden kalan atıklarda protein, tüy, tuz, kireç tortusu, sülfür ve asit gibi çok miktarda çevreye zararlı madde bulunurmuş…
Aman, böyle tanıtım bizden uzak olsun. Sevilen sanatçılar, köşe yazarları da bu tanıtımlardan uzak dursunlar!...

Pati Değinmeleri,6 Kasım 2005, Birgün Gazetesi

SESONLINE






» » Sesonline.net 'i Facebook'ta takip etmek için tıklayınız
» » Sesonline.net 'i Twitter'da takip etmek için tıklayınız

Arkadaşına Yolla Yorum Yolla