Arkadaşına Yolla Yorum Yolla

2010-02-03 - 20:46:00

Gazeteci Yalçın Ergündoğan'a 105 gün hapis cezası...

[Sesonline] İSTANBUL- Sesonline.net haber portalı Genel Yayın Yönetmeni gazeteci-yazar Yalçın Ergündoğan'ın 26 Nisan 2005'te BİRGün gazetesinde yayınlanan "Müritleri Haydar Baş'a baş kaldırdı" yazısı nedeniyle Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı ve Kadiri Tarikati şeyhi Haydar Baş'ın şikâyeti üzerine hakkında açılan 3 yıl hapis istemli 2005/261 numaralı dosya kapsamındaki ceza davası İstanbul, (Kasımpaşa) Beyoğlu 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya katılmayan Yalçın Ergündoğan'ın 5 sayfadan oluşan savunması avukatı Tora Pekin tarafından mahkemeye sunuldu. 17. celsede kararını açıklayan İrfan Adil Uncu başkanlığındaki heyet; Ergündoğan'ın 5237 sayılı TCK'nın 125/2 maddesi uyarınca önce 90 gün, ardından da TCK'nın 125/4 maddesi uyarınca cezanın takdiren 1/6 oranında artırılarak 105 gün hapisle cezalandırılmasına hükmetti. Cezayı 'adli para cezasına' çeviren mahkeme Yalçın Ergündoğan2 bin 100 TL. ceza ödemeye mahkum etti. Ceza 5 yıllığına 'askıya' alındı. Ergündoğan'ın mahkemeye sunduğu savunmasında şu görüşlere yer verildi:

"Yargıtay’ın defalarca belirttiği üzere, gazeteci maddi gerçeği araştırmakla yükümlü değildir. Aksini kabul, gazeteleri kesinleşmiş mahkeme kararlarını yayımlayan resmi bir bültene çevirmeye yol açar ki bunun kabul edilemez olduğu ortadadır. Haberin gerçek olmasından kasıt yayının somut olarak gerçek olması değil, yayının yayın sırasında var olan duruma uygun olmasıdır. Bu ilke Yargıtay kararlarında şöyle ifade edilmektedir:

“Gerçeklik haberin dayanağı olan olayın gerçeğe uygun olması, haberin olayın vuku buluş biçimine uygunluğu şeklinde anlaşılmalıdır. Gerçeklik, verilen habere ya da anlatılmak istenen amaca ve hedefe konu olan içeriğin, yayın sırasında olayla ilgili durumuna uygunluğudur. Haberin olayın maddi gerçekliği saptandıktan sonra verilebileceği kabul edilecek olursa, haber verme hakkı sınırlandırılmış olur. Bu bakımdan gazeteci de maddi gerçeği araştırmak ve ortaya çıkarmakla yükümlü değildir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kullanıldığı sürece hukuka uygundur. Bu unsurlardan biri olan gerçeklik; somut gerçeklik olmayıp olayın verildiği andaki beliriş biçimidir.”

Ergündoğan'ın yazısı da bu ilkelere uygun bir biçimde yazılmış ve yayımlanmıştır."


"YAYIN, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDA"

Yargıtay’ın ifadesiyle görünürdeki gerçeğe uygun biçimde yayın yapmaktan ibarettir. Yalçın Ergündoğan'ın yazdığı yazı/haber, varlığı dosyaya sunulu Bilirkişi Raporu ile somut olarak ortaya konmuş Internet sitesini haberleştirmekten ibarettir. Bu siteden alıntılanan konunun haber değeri ise Akçaabat Nüfus Müdürlüğünün gönderdiği kayıtlarla net biçimde ortaya çıkmıştır.
Konu TBMM gündemine de gelmiş, Adalet Bakanı Cemil Çiçek kendisine yöneltilen soru önergesine verdiği yanıtta Haydar Baş ile ilgili olarak; "hazırlık soruşturması yapıldığının ve soruşturmanın devam ettiğini" bildirmiştir. Taktir edileceği üzere TBMM gündemine taşınmış bir konunun artık haber değeri taşımadığını ya da gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürmek mümkün değildir.

Nihayetinde de Haydar Baş hakkında kamu davası açılmıştır. Bunun anlamı açıktır: Türkiye Cumhuriyeti savcısı da iddiaları ciddiye almış, gerçeğe yakın bulmuş ve davasını açmıştır. Katılan bu dava sonucunda elde ettiği beraat kararını iddialarına dayanak olarak Sayın Mahkeme’ye sunmuştur. Ancak görüleceği üzere haber tarihi Nisan 2005 tarihini, bu karar ise Mart 2008 tarihini taşımaktadır. Haberden üç yıl sonra verilen bir kararın haberin görünürdeki gerçekliğine etki etmesi mümkün değildir.

"... Yalçın Ergündoğan'ın yayın eyleminin gazetecinin haber verme hakkı ve ödevi çerçevesinde kaldığı açıktır. Dosyaya sunulu tüm bilgi ve belgenin ortaya çıkardığı kuşkunun haberleştirilmesi; yani basın denetimine tabi tutulması gazetecilik görevinin yerine getirilmesinden ibarettir. Bu da gazetecilik görevini ifa eden Ergündoğan yönünden, Türk Ceza Yasası’nın 26. maddesi uyarınca hakkın kullanılmasıdır. 5187 sayılı Basın Yasasının 3. maddesinde bu hak şöyle tanımlanmıştır: “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. ”

Nitekim Ergündoğan, yaptığı yayında en nihayetinde, akademik / siyasetçi / iş adamı / din uzmanı kimliklerini haiz bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının hukuka aykırı işlemlerini basın özgürlükleri çerçevesinde kamuoyuna duyurmaktan ibarettir...."


ERGÜNDOĞAN: "GAZETECİLİK GÖREVİMİ YAPTIM"

Ergündoğan ise, yaptığı açıklamada, yazısında "asla hakaret unsuru bulunmadığını, kamuoyunu bilgilendirmek maksadıyla bu ilginç bilgileri yayınlandığını" ifade ederek şunları söyledi: "Asla hakaret kastı yoktur. Kamuoyunun gözü önünde bulunan, bir siyasi partinin başkanlığını sürdüren şahsın davranışlarına dikkat etmesi, eleştiriye de tahammüllü olması gerekir. Hem bir siyasi partinin başı ve bir tarikatın şeyhi olacaksınız, müritleriniz bile tutum ve davranışlarınıza tahammül edemeyip başkaldıracak. Üstelik de bu başkaldırılarını bir internet sitesi aracılığıyla kamuoyuna duyuracak. Siz gazeteci olarak, bunu görüp de haber yapmayacaksınız?! Böyle şey olur mu hiç?.."


SEHER VAKTİNDE TEKRARLANMASI İSTENDİ...

Ergündoğan'ın Haydar Baş'la ilgili yazısının 26 Nisan 2005'te BirGün'de yayınlanmasının ardından 28 Nisan 2005'te "Yeni Mesaj" gazetesinde Ergündoğan için 'seher vaktinde' ve her fırsat buldukça okunması istenen bir de 'beddua' yayınlanmıştı...

28 Nisan 2005 tarihli Yeni Mesaj gazetesinde Müslim Karabacak adlı "köşe yazarı"(!)nın
sütununa taşıdığı ifadelerden bir bölümü şöyle:

"Bir Müslüman’ı; ne İslam dininin, ne bu millete ait örf ve ananelerin, ne de bu milletin ahlak anlayışının asla kabul ve tasvip etmeyeceği yalan ve iftiralarla karalamaya kalkışanın, rencide edenin, huzurunu bozanın, rahatsız edenin ve namusunu, aile hayatını, aile mahremiyetini, olsa olsa ancak bir gayr–i Müslim’in tevessül edebileceği bir iğrençlikte diline dolayanın; Allah’ın, Melaikenin, Resullerin, Sadıkların, Şühedanın, Salihlerin ve tüm evliya–yi kiramın laneti üzerine olsun. Üç. Ne İslam dininin, ne bu millete ait örf ve ananelerin, ne de bu milletin ahlak anlayışının asla kabul etmeyeceği bir yalanı/iftirayı, karalama ve kin maksadıyla, dile getirenin, yazanın, yayanın, gündeme getirenin, emeği geçenin, görüp sessiz kalanın, tasvip edenin, zevk alanın; Allah’ın, Melaikenin, Resullerin, Sadıkların, Şühedanın, Salihlerin ve tüm evliya–yi kiramın laneti üzerine olsun. İki cihanda da rezil olsun. Huzur bulmasın. Yüzü gülmesin. Âmin!..
Âmin! Âmin! Bir hürmet–i Tâ–Hâ ve Yâsîn. Vel’hamdü lillahi rabbil’alemîn. Yukarıdaki dua, aynı zamanda; din, vatan, bayrak–sancak ve diğer tüm mukaddesatımız konusunda da bir iğrençlik, bir ihanet içinde olan için de aynen geçerlidir. Bu köşeyi okuyan ve beni seven bütün dostlarımdan aynı duayı, öncelikle seher vaktinde, olmazsa fırsat buldukça yapmalarını istirham ediyorum..."

MAHKEMENİN KARARI

28 Ocak 2010 tarihindeki, 17. celsede kararını açıklayan İrfan Adil Uncu başkanlığındaki heyet; Ergündoğan'ın 5237 sayılı TCK'nın 125/2 maddesi uyarınca önce 90 gün, ardından da TCK'nın 125/4 maddesi uyarınca cezanın takdiren 1/6 oranında artırılarak 105 gün hapisle cezalandırılmasına hükmetti. Cezayı 'adli para cezasına' çeviren mahkeme Yalçın Ergündoğan2 bin 100 TL. ceza ödemeye mahkum etti. Mahkeme Ergündoğan'ı 5 yıl süreyle herhangi bir yükümlülük ve tedibir olmadan denetime tabi tutulmasına, CMK'nın 231/5 maddesi uyarınca, denetim süresi içinde kasten bir suç işlemediği ve 'denetimli serbestlik' tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde; açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, davanın düşmesine karar verileceğine hükmetti. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması üzerine TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına yer olmadığını da kararında vurguladı.

BürGün gazetesi Yazıişleri Müdürü İbrahim Çeşmecioğlu ise; CMK 223/2-b maddesi uyarınca söz konusu davadan beraat etti. Ergündoğan kararda belirtilen itiraz yolunu izleyerek, kararın iptali için yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvuracak...

KONUYLA İLGİLİ OLARAK ERGÜNDOĞAN HAKKINDA SÜREN DAVALAR:

Bilindiği üzere, Ergündoğan hakkında açılan 'ceza davası'nın dışında tazminat davaları da bulunuyor. Tazminat davalarının sürmekte olan ceza davasının sonucuna göre şekillenmesi bekleniyor.

» İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'ndeki 'tazminat' davası: (15 bin TL tazminat isteniyor.)

» İstanbul, 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki 'tazminat' davası: (20 bin TL tazminat isteniyor.)

» İstanbul Beyoğlu, 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'ndeki 'tazminat davası' (Yargıtayca kararın bozulması üzerine yeniden): ( 5 bin TL isteniyor.)





» Bağımsız Sesonline. net







» » Sesonline.net 'i Facebook'ta takip etmek için tıklayınız
» » Sesonline.net 'i Twitter'da takip etmek için tıklayınız

Arkadaşına Yolla Yorum Yolla