2008-11-26 - 23:12:00

Doğan Özgüden: Gazeteci

Bir zamanlar gazete de vardı, gazeteciler de… 'Akşam' gerçek bir gazeteydi ve bizim eve girerdi. İlkokulda iken üstad Çetin Altan’ı okurdum. O Gazeteyi de büyük bir gazeteci çıkarırdı: Doğan Özgüden. Ben bu ülkede 'gazete' okudum ve gazeteci ile tanıştım. O açıdan şanslıyım.

Yazılı basının canına okunması, Özal’ın 1987’de Asil Nadir’i kullanması ile başladı, Aydın Doğan’ın tekelini kurmasıyla da bitti. Bir zamanlar dostum olanları, evime girip çıkanları hâlâ "medyatik tanıtım broşürlerinin (MTB)" başlarında ya da köşelerinde gördükçe kişiliksizliğin ve yüzsüzlüğün bu kadarına gerçekten tahammül edemiyorum. Hepsinin ar damarı çatlamış, yalan söylüyorlar, dezenformasyon yapıyorlar, sadece para ve güç peşinde koşuyorlar. Kardeşim bugüne kadar yeterince para kazandın, vicdanını ve değerlerini sattın. Bari, köşene çekil, villanda huzur içinde Le Monde ya da New-York Times’ını oku, arada demokrasi için adını kullanarak çaba göster ve geçmiş günahlarını affettir. Bunlar hâlâ gözlerinde dolar ve avro işareti, yaşları 70’e dayanmış, yalan imparatorluğunun sözcüleri olarak toplumu zehirlemeye devam ediyorlar. Yaşadığımız otoriter, faşizan ve aşağılık sinsi totaliter rejimi de demokrasi diye yutturmaktan utanmıyorlar.

Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komisyonu toplantısına katılacaklar listesinde Ertuğrul Özkök ve Mehmet Ali Birand adlarını görünce en azından bir sekiz yılın birikimi ve kızgınlığı ile toplantıya katıldım biraz gecikerek hışımla toplantı odasına daldığımda MTB’nin baş pazarlamacısı Özkök yoktu. Başına gelecekleri tahmin ettiğinden kaçmıştı anlaşılan. Bunların gazetecilikle bir ilgisi olmadığından sadece TÜSİAD patronları, Genelkurmay mensupları ve ihale takipçisi olduklarından hükümet üyeleri ile aynı masaya otururlar. Ragıp Zarakolu ve benim gibi insanların adlarını görünce şizofrenileri depreşir ve kaçacak delik ararlar. Bu durumda kabak tabii Mehmet Ali’nin başına patladı; çünkü orada Doğan Grubu’nu gayrı resmi de olsa temsil ediyordu. Sarsıcı konuşmamı (dezenformasyon yapması, TSK ile birlikte AB aleyhine kamuoyu oluşturmak için davranması, Doğan Grubu’nun demokrasi düşmanı olması) eğer çok iyi anlamadıysa, ona tavsiyem, sözde gazetecilik yaparak ülke ve yurttaşlar aleyhine çalışmaması, emekli olarak artık ülke ve demokrasi için mesai harcaması. Ama paraya olan tutkusundan vazgeçemiyorsa psikolojik destek alarak bu sorununu da çözümlemesi. Çünkü artık medya manyaklığı ile gidecek bir yol kalmadı. Zarakolu’nun da dSesonline.net'teki köşesinde dedediği gibi “Yeter artık!” Herkes bir an önce emokrasi istiyor.

İşte böyle bir ortamda Ragıp Zarakolu ortak dostumuz Doğan Özgüden’in aldığı tehditlerden söz etti. Doğan Özgüden’in yarattığı gazeteyi ellerimde tutuğumda daha çocuktum. Ama o gazete evimize her gün giren en değerli şeydi. Gazete adeta bir ayin yapar gibi okunurdu ve kutsaldı. Daha o çocuk yaşımda Hürriyet alanları küçümserdim. Bizim evde Hürriyet alanlar pek adam yerine konmazdı, boş ve kültürsüz adam muamelesi yapılırdı. Aile o seçimlerde TİP’e oy atmıştı. Siyasetin dışında Mehmet Ali Aybar bir atlet olarak babamın zaten sevgisini kazanmıştı. Kendisi de meşhur Baba Hakkı’ların efsanevi Beşiktaş’ında oynamıştı, Şeref’lerle, Çengel Hüseyin’lerle birlikte…Ben ise o sıralarda bir Beşiktaşlı olarak Galatasaray Lisesi İlkokulu'nda Boğaz’da yatılı olarak okuyordum. Sınıf birincisi olmama rağmen hafta sonları Akşam’ı yuttuğum için babam bana takılırdı: “Gazete nerede basılıyor öğrendin mi bakalım?” Derslerle uğraşmamı isterdi, ama Akşam’dan da vezgeçmek mümkün değildi. İşte o meşhur Akşam’ın yaratıcısı Gazeteci Doğan Özgüden’le nihayet 16 Mayıs 2007’de Brüksel’de tanıştım. Darbeci TSK’nın verdiği e-muhtıra’dan sonra, dostum ve yayıncım Ragıp Zarakolu ile birlikte bir dizi anti-militarist konferans vermek için 'modern göçebeler' olarak Avrupa’da yollara düştüğümüzde, Paris’in ardından sıra Brüksel’e Doğan’ın mekanına gelmişti. Doğan’ı Akşam ve TİP döneminden tanıyordum, ama aradan yıllar geçtikten sonra TSK ile demokrasi mücadelesine girdiğimde bana sağladığı moral destek asla unutulamazdı. Haber sitesi İnfo-Türk’te sekiz yıl boyunca mücadelemi destekledi, haberler ve yorumlara yer verdi. Elektronik iletileri ile de moralimi yüksek tuttu. Çoooook eski iki dost gibiydik sanki. Siyasi duruşuyla, gazetecilik ahlakı ve etiği ile kendisine hayran olmamak imkansızdı. Bir de yakışıklı ve karizmatik yanını eklemeli miyim? Tanıyanlar bilir zaten. Karşımdaki yılların eskitemediği dört dörtlük bir gazeteciydi. Türkiye’de artık benzeri pek az bulunan adam gibi bir insandan söz ediyoruz. Hep birlikte “Türkiye’de militarizm ve düşünce özgürlüğü” konulu bir konferans verdik. Katılımcılar çok iyi ve canlıydı: Türkler, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler ve Belçikalılar. Ardından Doğan konferansı kitap olarak yayınladı. Orada AB nezdinde diplomatik girişimlerde de bulunduk kaçınılmaz olarak; ertesi günde beni öğle yemeğinin ardından ustalıkla kullandığı arabasıyla kalkmasına beş dakika kala Paris trenine yetiştirdi.

Trende düşünmüştüm. Sahiden bu ülkeden müthiş ve büyük insanlar çıkıyordu. Hem de her alanda… Ama sistem onları öğütüyordu, hiçbir şans tanımıyordu. Her totaliter rejimde olduğu gibi… Devletin özelliği muhaliflere tahammülsüzlüktü.

En son Türkiye ile ilgili ortak bildiriyi aldığımda mest olmuştum. Hayatımda gördüğüm en iyi bildiri idi; içinde Türkiye ile ilgili yok yoktu. Resmi tarihi yerlerde süründüren bir metindi. Bir ileti ile onları kutladım ‘ellerinize sağlık!’ diye. İşte bu bildiri yüzünden yeniden tehditler başladı.

Doğan ve eşi İnci’yi, bu çok kıymetli insanları özlüyorum. Onlara dört-beş ayda bir ‘sizleri çok özledim, yakında oradayım’ diye iletiler gönderiyorum, ama bir türlü de gidemiyorum. Çünkü onlarla geçirilmeyen zamanı kaybedilmiş olarak görüyorum. İnsan sevdiklerinden gerçekten uzak kalmamalı. Çok yakında görüşmek üzere sevgili Doğan ve İnci, uzakta da olsak hep sizinle birlikteyiz. Mücadeleniz bizim mücadelemiz.









» » Sesonline.net 'i Facebook'ta takip etmek için tıklayınız
» » Sesonline.net 'i Twitter'da takip etmek için tıklayınız

 

Arkadaşına Yolla Yorum Yolla