2012-05-03 - 14:44:00

1 Mayıs'77 katliamı derin devletin, 12 Eylül’ü hazırlayan generallerin işi

Birden karşımıza yeni bir tartışma çıktı. Büyük ölçüde suni bir tartışma bu. Tarihçi ve taraf yazarı Halil Berktay 2 Mayıs tarihinde, Taraf gazetesinde çıkan söyleşisinde 1 Mayıs 1977 katliamını değerlendirerek “Sol kendi yaptığı rezilikten mağduriyet efsanesi yarattı” dedi.

Halil Berktay, asıl olarak sol içi bir tartışma, mücadele, çatışma ortamı vardı ve katliam aslında bu ortamdan dolayı oluştu, polisin veya başka devlet güçlerinin öldürdüğü insan yoktu diyor. Bugün de Taraf’ın yazarlarından Yıldıray Oğur “Bana solcular adam öldürdü dedirtemezsiniz” başlıklı yazısında aynı tartışmayı sürdürüyor, Berktay’a destek oluyor.

Yıldıray Oğur, Sular İdaresi’nin üzerindeki polislerin filmini çekmiş İshak Işıtan ile konuşuyor, ve bu zat “ben ateş eden polis görmedim” diyor. Doğru olabilir. O an "görmemiş" olabilir. Ben de alanda epey zaman kaldım ve Sular İdaresinin üzerinden ateş eden görmedim ama gördüğünü söyleyen yüzlerce insan var. Hem İshak Işıtan’ın kareleri hem de, başka filmler polislerin ellerindeki silahların ateşe hazır olduğunu gösteriyor.

İshak Işıtan’ın anlattıklarında bir başka sorun daha var. "20 bin silahlı İGD’li vardı" diyor. Bunlar “ya tam sustururuz, ya kan kustururuz" diye bağırıyormuş. İşte bu tam anlamı ile uydurma. Birden çok nedenle hem de... Kim bulmuş da, 20 bin silahı IGD’li gençlere vermiş? Uydurma! Alanın gövenliğinde yer almış İGD üyeleri mutlaka vardı ama asıl olarak fabrika işçileri güvenlik görevini yapıyordu. Son olarak ise İGD’lilerin, faşistlerin kullandığı bir sloganı haykırmaları, sadece uydurma değil, epey densiz bir palavra!..

Yıldıray Oğur da bunları gerçekmiş gibi yayınlıyor. Bunu yaparak Yıldıray aslında kendisini yaralamış!

Halil Berktay ve Yıldıray Oğur yanlış bir iş yapıyor ya da daha doğrusu bilinen ve herkesin kabul ettiklerini, sanki kendileri keşfetmiş havasında ortaya atıyorlar. Dilleri kötü, aşağılayıcı ve tartışmaya kapalı. Nefret söylemli... Ama aha kötüsü tarihçi olarak Berktay, yazar ve taraf editörü olarak Oğur olgulara dayanmıyorlar, eleştirdiklerinin söylediklerini dinlemiyorlar, anlamazlıktan geliyorlar.

"SOLCULAR BİRBİRİNİ ÖLDÜRMEZ DİYEN OLMADI Kİ..."

Türkiye solunun bütün kanatları 1970’lerde sol içi çatışmaların olduğunu kabul eder. Ben dün yayınlanan yazımda da bunu belirtmiştim. 1 Mayıs 1977’ye gergin ve arada bir ölünün bulunduğu, teorik ve politik yanları abartılarak gerilmiş bir ortamda girdiğimizi yazdım. Bugünkü Taraf’ta Bülent Uluer, Yalçın Ergündoğan ve diğerleri gene bu gerçeği vurguluyorlar. Hem Berktay hem de Oğur, 1 Mayıs öncesinde Sadık Canarslan’ın öldürüldüğünün ve öldürenin ceza yediğinin bile farkında değiller.

(Yıldıray Oğur dikkat etsin, işte sosyalistlerin sosyalist öldürdüğü burada da söylendi, üstelik dün de, 1 yıl önce de, 35 yıl önce de söylenmişti. Bırakın, "solcular adam öldürmez" denilmediğini, "solcular solcuları öldürdü" diye defalarca söylenmişken, Yıldıray'ın başlığı, tamamen havada kalıyor.)

1 Mayıs Türkiye solu için önemli bir dönemeç oldu.

Ardından gelen süreçte bir yandan faşistlerle süren çatışma ortamının da katkısı ile sol küçüldü. 1978 1 Mayıs’ı, 1977 1 Mayıs’ına göre çok daha küçüktü ve işçilerin katılımı çok azalmıştı. Zaten 1979’da İstanbul’da 1 Mayıs günü sokağa çıkma yasağı ilan edildi bu yasak 1980’de de tekrarlandı.

1 Mayıs’tan sonra sol içi çatışmalar sürdü. İnsanlar öldü, yaralandı. Olmadık işler yaşadık. Bir sol grup diğer sol gruba “bu okulda izin almadan bildiri dağıtamazsın” diye saldırdı, böyle olaylar mahallelerde tekrarlandı. Çıkan olaylar bazen günlerce, aylarca sürdü.

Sol bu durumla hesaplaşmak zorundadır, bunu yapan sosyalist gruplar ve bireyler var, kısmen yapanlar var ve hatırlamak istemeyen ya da aldırmayanlar da elbette var. Ama Yıldıray Oğur, nefretle ağır bir haksızlık ediyor solculara karşı.

Yıldıray Oğur, sol içi tartışmaları Taraf sayfalarına yansıtmadan çok önce sol içinde bu gelişmelere karşı tutumlar alındı, sonuç alıcı olmasa da, ciddi mücadeleler verildi.

Halil Berktay söyleşisinde uyanık bir tutum alış içinde. 1 Mayıs 1977 akşamı Teşvikiye’deki “anti revizyonist” “süper solcuların” kaldığı 1o ev dolaşmışmış. “Her yerde muazzam kederli bir sessizlik hüküm sürüyormuş.” “Yaptığınızı beğendiniz mi, ne oldu şimdi” diye sormuşmuş ve herkes önüne bakmışmış. tarihçi değil de, 'masalcı dede' gibi...

Çok utanıyorlarmış herhalde ama Halil Berktay, 1977’de aslında katliamın devlet tarafından değil de, “solun kendi yaptığı rezillikten mağduriyet efsanesi yaratığını” biliyormuş. Pes doğrusu.

Efsane kavramının kanıtı ise, "yukardan aşağı ateş edilirse çok fazla insanın öleceği"... Doğru, dün ben de söz ettim “Halil Berktay ve 1 Mayıs 1977: Somut olgulara ters düşen bir tarih anlatımı” Olgular, gerçekler ve Berktay'ın tarih 'masalları'(http://dogan-tarkan.blogspot.com/, marksist.org ve sesonline.net’te yayınlandı) başlıklı yazımda; yukarıdan aşağı gözü kapalı ateş edilse bir kurşunla iki kişi öldürülürdü. Ama, amaç bu değildi ki, solcular zaten çeşitli biçimlerde her gün öldürülüyordu! Amaç panik yaratmaktı. Bu amaca ulaşıldı. Kurşun sesleri, yankılanarak daha da çoğalan kurşun sesleri, ortalarda kalabalığın arasına dalan panzerler, polis araçları, kaçışan insanlara ateş eden (ille de öldürmek için değil, korkutmak ve paniği büyütmek için) insanları coplayan polisler. Kazancı yokuşunun ortasına bırakılmış olan kamyon. Bütün bunlar paniği arttırdı ve sonunda insanların çoğu ezilerek öldü. Ama en az üç, bazılarına göre beş kişi kurşun yarası ile öldü. Başlarından vurulmuşlardı. Benim yoldaşım olan, liseli bir kadın başından yukarıdan aşağı gelen bir kurşunla vurulmuş ve ölmüştü.

2 Mayıs günü otobüs duraklarının üzerinde kurşunla vurularak ölen bir kişi bulundu. Ve bir kadın panzer tarafından ezilerek öldürüldü. Bunlar ateş edildiğini göstermez mi, panzerlerin kalabalığı panikletmek için salındığını göstermez mi. Biliniyor, kayıtları var, amir emir veriyor panzere "sür kalabalığın üzerine" diye, panzerden ama insanlar ezilir diye yanıt geliyor ama amir ısrar ediyor. Bu panzerlerin amacını göstermez mi?

Sosyalistler, en azından büyük bir kısmı '1 Mayıs’ta sosyalistlerin rolü'nü biliyor. Sosyalistler arası çatışma provokasyona uygun ortamı yarattı. Provokasyon kalabalık arasında panik yarattı ve katliam gerçekleşti.

Peki neden bu provokasyon yaşandı? “Terör, çatışma ortamı” anlatımı güçlensin diye. İnsanlar korksun diye. 1 Mayıs gösterileri, genel olarak sol zayıflasın, işçi sınıfı ile sosyalistlerin arası açılsın diye. Bütün bunlarda başarılı olundu...

Halil Berktay ise, yukarıdan ateş edilmedi dolayısıyla polis müdahalesi, 'derin devletin müdahalesi yok' diyor, Yıldıray Oğur da bu iddiayı kanıtlamaya çalışıyor. Çok daha fazla insan ölürdü diyorlar. Doğru ama zaten tersini söyleyen yok ki!

Ezilerek ölenleri, "solcular insan öldürür" tezine temel yapma çabası ise anlamsız.

Yıldıray’a cevap verelim; sosyalistler sosyalist öldürdü! Ama 1 Mayıs’ta değil. 1 Mayıs katliamı için, o günlerde açılan davada da belirtildi, şimdi 12 Eylülcülerin davasının iddianamesinde de belirtiliyor: 1 Mayıs'77 katliamı derin devletin, 12 Eylül’ü hazırlayan generallerin işidir...

Savcılar, doğruları Berktay ve Oğur’dan daha iyi görebiliyorlar. Sosyalistler, 'kimseyi öldürmedik' demedikleri gibi, sosyalistler olarak, "sosyalist de öldürdük" diyebiliyorlar, bunun yanlışının farkındalar. Halil Berktay ve Yıldıray Oğur ise, doğrunun, gerçeğin tekeli kendilerinde imiş gibi davranıyorlar, oysa ki onlar da “yanılmışız” diyebilmeli...

ZORLAMAYLA SOLA 'KATLİAMCI YAFTASI' YAPIŞTIRMA UĞRAŞI...

Halil Berktay ve Yıldıray Oğur bugüne kadar sık sık solun ulusalcı çizgisine, derin devlete karşı olduklarını ifade ettiler. Bu tutumları doğruydu elbette. Ama, bu 1 Mayıs 1977 tartışması ile birlikte 'ulusalcı' çizgiye kapıyı açarken kontrgerilla, derin devlet aklanmıyor mu? Bugün 12 Eylül savcısı bile 1 Mayıs katliamını 12 Eylül darbesine zemin hazırlanması için yaratılmış bir eylem olarak saptarken, bu soruşturmanın derinleşmesini istemek yerine olgulara dayanmayan ya da eksik, yetersiz olgularla 1 Mayıs katliamını değerlendirmek en basit ifade ile derin devleti aklamak olmuyor mu? Berktay ve Oğur bu durumdan da kendilerini kurtarmalıdırlar…

Son olarak, 12 Eylül savcısı bile solcuların üzerine bir katliam yıkamamışken, çeşitli katliamlarda Ülkücülerin rolünü öne çıkarmışken Berktay ve Oğur’un “solcular da katliam yapabilir” gibi bir anlayışı ısrarla öne sürmeleri anlaşılması zor bir tutum. Berktay ve Oğur'un bu konuda da, 12 Eylül iddianamesini bir kere daha okumalarında yarar var...



Doğan Tarkan, 3 Mayıs 2012, Sesonline.net















» » Sesonline.net 'i Facebook'ta takip etmek için tıklayınız
» » Sesonline.net 'i Twitter'da takip etmek için tıklayınız

 

Arkadaşına Yolla Yorum Yolla