Ulus Irkad   ulusirkad@yahoo.com          

 
2015-04-26 - 20:40:00

Kıbrıs’taki seçimler ve Türkiye’nin tarihiyle yüzleşmesi

Geçen hafta Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı için seçimler oldu ve yedi aday arasında bulunan iki aday en fazla oyu aldıkları için tekrar ikinci tur seçimlere gitti. İkinci tur seçimlerde yaklaşık 40 yıldır birçok defa uzun dönemler hükümet olmuş, şimdilerde Cumhurbaşkanı olan Derviş Eroğlu ile Sosyal Demokrat sayılan aday Mustafa Akıncı yarışmaktadır. Seçimin iki aday arasında geçmesinden dolayı bugün (Pazar, 26 Nisan 2015) erken saatlerde sonuçlanacağı söyleniyor. Kazanacak olan adayı elbette yakın bir zamanda başlayacağı söylenen Kıbrıs görüşmeleri beklerken, bunun yanında ekonomik sorunlar ve Türkiye’ye bağlı olan para değerinin de son zamanlarda dış piyasalarda değer yitirmesinin olumsuz etkileri de beklemektedir. Adaylardan Mustafa Akıncı, Eroğlu’na nazaran Türkiye’ye karşı daha bağımsız bir politika takip edeceğini söylerken, Maraş’ın açılması konusunda daha olumlu bir hava yaratmış ve bu da Güney Kıbıs’ın tekrar masaya dönmesi konusunda eğilimi güçlendirmiştir. Sayın Eroğlu ise Maraş konusu’nu bütünlüklü çözümün bir parçası olarak görmekte ve Kıbrıs konusuna bir çözüm bulunursa, Maraş’ın da açılabileceğini belirtmektedir. Pek tabi ki sağ Milliyetçi güçler Eroğlu’nu desteklemektedirler. Mustafa Akıncı ise çözüm isteyen meclis içi partilerin ve de sendikaların desteğini almış görünüyor. Tarafsız gözlemciler ise aslında Kıbıs konusunun da Türkiye’den bağımsız olmadığını, Derviş Eroğlu’nun çözümden yana olmamasının arkasında gene Türkiye’nin olduğunu, Türkiye ile temas olmaksızın Kıbrıslıtürk siyasilerin bir adım atamayacağını söylüyorlar. Bağımsız aday Mustafa Akıncı’nın da seçilirse Türkiye ile istişare yapmaksızın politikasını sürdüremeyeceğini belirtiyorlar.

GEÇMİŞ HÜKÜMETLER DE ÇÖZÜMDE BAŞARISIZ OLDULAR

2003 yılından sonra sınırlar açılınca 1974 yılından sonra Kıbrıslıtürk elitlerle Türkiye’nin Kuzey Kıbrı’ta kurmuş olduğu rejim de sarsıldı ve dış dünyada bir işgal, hukuksal olarak “Türkiye’nin alt birimi” olarak sayılan ve 1974 yılında oluşturulan Kuzey Kıbrıs’taki bölge, gerek Kıbıslıtürklerce gerekse de Türkiye’den getirilen nüfusla oluşturuldu. Gelgelelim ki bu oluşturulan bölge ve rejim pek uluslararası hukuk anlayışıyla oluşturulmadı. Türkiye’nin militarist hukukuyla Kıbrıs’taki yeraltı hukuku bunda etkili oldu. Seçimler yapıldı ama oluşturulan bu mentalite hep etkin oldu. Statüko olarak belirlenen bu yapıya boyun eğen parti veya liderler Kuzey Kıbrıs’ı yönetti. Bu yapı dışında heraket etmek isteyen örgüt veya politikacılara yaşam hakkı tanınmadı. Ekonomik olarak da bu yapı yerli üretime bir hayat hakkı vermedi. Bir de Türkiye Kuzey Kıbrıs’ı dış dünyaya karşı bir tehdit unsuru olarak elinde tuttu, çözümden uzaklaşan ve ilk 9 sene federasyon olarakbelirlenen çözüm vizyonu, daha sonra KKTC ilanıyla konfederasyona ve Türkiye’ye bağımlılığa dönüştürüldü. Ekonomik bütçe Türkiye’den gelecek mali yardımlara bağlandı. Türkiye ise mali yardımları borçlandırma kanalına bağladı. Bu zihniyet kendinden olmayanları devlet hizmetlerinden alıkoyarken, 1980’li yıllarda Kıbrıslıtürkler dış dünyaya göçetmeye, Türkiye ise Kuzey Kıbrıs’taki nüfusunu daha fazla artırarak, politik kaderi seçimlerle de kendi tekeline bağladı. 2003 yılıyla bir halk diklenmesi oluşmuşsa bile zaman içinde statüko gene etkin olduğundan dolayı, başa gelen hükümet de büyük umutlar vermesine rağmen, gene eski statüko kendini etkin kıldı. Şu anda Kıbrıs’ta seçimle cumhurbaşkanlığına yeni bir yüz gelse bile, statükonun gene kendi şartlarını etkin kılacağı belirgin olarak gözlenmektedir. Oy verecek olan kesimlerde ise Mustafa Akıncı’ya karşı bir yeni umut beslendiği gözlenmektedir. Yeni Kıbrıs Partisi ve bazı sol örgütlerin ise tekrar seçimleri boykota yönelik çağrıları sürmüştür. Geçen haftaki seçimlerde boykot oyları %38’e kadar çıkmıştı.

ERMENİ SOYKIRIMI VE TARİHLE YÜZLEŞMEK

Türkiye’de ise geçen hafta Çanakkale Savaşıyla birlikte Ermeni Soykırımı da gündeme geldi. Yüz yıl önce Türkiye’de yaşayan Ermeni halkına karşı büyük bir soykırımın olduğu ve bu soykırımla Ermeni halkının yaşadıkları yerlerden sürülmeleri yanında, yaklaşık bir buçuk milyon Ermeni insanının da termine edildiği belgelerle ispat edilmiştir. Çanakkale Savaşı gündemdeyken bu konu da oldukça tartışılmış ve birçok Türkiyeli aydın bu konuda gerek yazılar yazmış, gerek paneller yapmış ve gerekse eylemler düzenlemiştir. Türkiye’de Kürt Sorunu yanında Ermeni Soykırımının da konuşulup tarihle yüzleşilmesi, Ermeni halkından da af dilenerek bir şekilde barış sürecine girilmesi gerekmektedir. Son zamanlarda ise, gerek Orta Doğu’daki sorunlar ve gerekse Ermeni halkına karşı yapılanların birçok ülkede resmi kabul görmesiyle,Türkiye Devleti, adeta birçok dünya devletiyle ilişklilerini bozmuş görünmektedir. Olayların bir yüzleşme, af ve barışma süreçleriyle kabul edilerek, Ermeni halkıyla da bir barışma sürecine girilmesi ve Türkiye’nin ta Kuzey Afrika’daki ülkelerle bozulan ilişkilerinin tekrar kurulması gerekmektedir. AKP hükümeti çeşitli sorunların yanında maalesef son zamanlarda sadece komşularıyla değil tüm Batı ülkeleriyle de ilişkileriini bozmuş durumdadır.

Pek tabi ki kendi halkıyla barışı olmayan bir devletin dışarısıyla da temaslarının bozulacağı biliniyordu. Haziran seçimlerinin Türkiye’ye çözüm getirmesi dileğimizi burada da vurguluyoruz...



Ulus Irkad, 26 Nisan 2015, Sesonline.net

_______________________________________

» Bağımsız internet gazetesi Sesonline.net 12 yaşında...

» Bağımsız Sesonline. Net









» » Sesonline.net 'i Facebook'ta takip etmek için tıklayınız
» » Sesonline.net 'i Twitter'da takip etmek için tıklayınız

 

Arkadaşına Yolla Yorum Yolla